Antalya Müzesi Müdürlüğü

Termessos Örenyeri

TERMESSOS ANTİK KENTİ

Termessos, Antalya’nın 24 km. kuzeybatısında, antik dönemde Solymos olarak bilinen 1050 metre yüksekliğindeki Güllük Dağı’nın tepesindeki doğal platform üzerinde yer almaktadır.

Strabon, Termessoslular’ın Pisidia halklarından olduğunu ve kendilerini Solymoi olarak adlandırdıklarını söyler. Kentin üst tarafından bulunan tepe de Solymos olarak adlandırılırdı ve Zeus Solymeus kentin önde gelen tanrısıydı. Öyle ki kent sikkeleri üzerinde genelde bu tanrının betimlemesi bulunmaktadır.

Termessos, antik literatürde ilk kez Büyük İskender kuşatmasıyla anılmaktadır. MS I-II. yüzyıllar arasında yaşamış olan Nikomedeialı (İzmit) ünlü tarihçi Flavius Arrianos’un anlattığına göre İskender, kent oldukça zor zapt edilebilir olduğundan, burada fazla zaman kaybetmek istememiş ve Sagalassos’a doğru yoluna devam etmiştir. Tarihçi Diodoros MÖ 319’da İskender’in ölümünden sonra, generallerinden biri olan, Antigonos Monophtalmos’un, kendisini Küçük Asya’nın hükümdarı ilan ettiğini ve rakibi Alketas ile savaşmak için hazırlandığını bildirir. Alketas ve arkadaşları Termessos’a sığınmışlardır. Termessoslular onlara yardım etme sözü vermişlerdir. Bu sürede, Antigonos şehrin önüne gelmiş ve burada kamp kurarak düşmanının kendisine iade edilmesi için çabalamıştır. Yabancı bir Makedon uğruna şehirlerinin felakete sürüklenmesini istemeyen Termessos yaşlıları Alketas’ın iade edilmesine karar vermişler, ancak genç Termessoslular verdikleri sözü tutmak istemişler ve bunun dışına çıkmayı reddetmişlerdir. Fakat Antigonos niyetinde direnince, yakında tutsak olacağını düşünen Alketas, düşmanın eline verilmektense ölmeyi tercih etmiştir. Yaşlılar, Antigonos’a Alketas’ın cesedini yollamışlardır. Üç gün boyunca cesede her türlü eziyeti yapan Antigonos, daha sonra cesedi gömmeden bırakarak Pisidia’dan ayrılmıştır. Olanlara kızan gençler, Alketas’ın cesedini geri almışlar ve anısına güzel bir anıt dikmişlerdir.

Termessos gerçek anlamda kent kimliğine Hellenistik Çağ’da kavuşur. İskender'in ölümünden sonra  kent,  Ptolemaioslar tarafından idare edilmiştir. MÖ III. yüzyılın sonları, II. yüzyılın başlarında Oinoanda yakınında “Termessos Minor” (Küçük Termessos) adıyla bir koloni kuran kent,  MÖ 189 yılında Consul Manlius Vulso’nun Galat Seferi sırasında Roma’nın ittifak sistemine katılarak onun bağlaşığı olmuştur.

Termessos’un MÖ II. yüzyılın ortalarında Magnesia Savaşı ve Apameia Barışı’yla güçlenmiş olan Pergamon ile dostça ilişkiler kurduğunu görüyoruz. Kent, İskender’den sonra ikinci refah dönemini, Roma Çağı’nda yaşamıştır.  MÖ 71'de Roma Senatosu tarafından Termessos, Roma halkının "dostu ve müttefiki" kabul edilmiş ve Termessoslulara kendi yasalarını kendilerinin yazması hakkı verilmiştir. MÖ 36’da Galatia kralı Amyntas Krallığı’na bağlanmış, onun ölümünden sonra da Roma hâkimiyeti altında yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur.

İlk konsillere temsilci gönderdiği bilinen Termessos’un Hıristiyanlığın yörede güçlenmesi sonucu Eudokias’ın (Döşemealtı) ön plana çıkmaya başlamasıyla birlikte MS VI. yüzyılın ortalarında önemini gittikçe  kaybettiğini görüyoruz.

Termessos’a Antalya-Korkuteli yolundaki milli park içinden geçilerek gidilir. Hellenistik surlardan geçilerek Güllük Dağı’nın tepesindeki harabeye ulaşılır. İlk kalıntı podyumu ayakta kalmış bir mezar yapısıdır. Şehrin içine giden patikadan devam edildiğinde sağda bir propylon dikkati çeker. Hadrianus Devri’nde yapılmış 8 metre genişliğinde bir cellaya sahip bu propylon İon düzenindedir. Düzlük bir alandaki cadde, 100-120 metre uzunluğundadır. Her İki yanında ön tarafında yazıtlı heykel kaideleri, arkasındaysa bir dizi dükkân bulunan portiklerin yer aldığı MS II. yüzyıla tarihlenen görkemli sütunlu cadde; aynı zamanda da bir alış veriş merkeziydi. Caddenin karşısında birçok oda ve salondan oluşan Gymnasion yer alır. Düzlüğe çıkıldığında büyük çoğunluğu iyi korunmuş olan resmi yapılar topluluğu ile karşılaşılır. Buradaki ilk kalıntı Agora’ya aittir. Agora kuzey ve batıda, olasılıkla doğuda da portikolorla çevrilidir. Batı Stoası Bergama Kralı II. Attalos (MÖ 159-138) tarafından Dor düzeninde ve iki katlı olarak inşa edilmiş, Kuzey Stoası ise I. yüzyılda Osbaras adlı bir yurttaş tarafından yaptırılarak Termessos’a hediye edilmiştir. Agora’nın hemen doğusunda ise kentin en iyi korunmuş yapısı Tiyatro yer alır. Antalya Körfezine hâkim olan Tiyatro Hellenistik Dönem’de yaygın olduğu üzere güneye, güneş ve ışığa dönük bir şekilde konumlandırılmıştır. Tiyatro 4200 kişi kapasiteye sahiptir. Hellenistik Dönem Tiyatrosu, daha sonra Roma Dönemi’nde tadilat ve onarımlar geçirmiştir. Tiyatro’nun güneybatısında bulunan Bouleuterion 10 metreyi aşkın bir yükseklikte neredeyse çatıya kadar ayakta olup düzgün kesme taş işçiliğine sahiptir. Bouleuterion, 600 kişi kapasiteliydi. Bouleuterion’un hemen arkasında yer alan yapı Zeus Solymeos Tapınağı’dır. 6.10x7.36 metre ölçüsünde bir cellaya sahip bu tapınak halen 4 metre yüksekliktedir. 5.50x5.50 metre ölçülerinde Küçük Artemis Tapınağı ise Roma Çağı’na tarihlenmekte ve kapısının üst sövesi üzerinde yer alan bir yazıtta Aurelia Armasta adında bir kadın tarafından inşa ettirildiği bildirilmektedir. Bu tapınağın arkasında Termessos’un baş tapınağı olan Büyük Artemis Tapınağı yer alır. 6x11 sütun sayılı ve Dor düzeninde bir peripteros olarak Antoninler Dönemi’nde (MS 138-192) inşa edilen tapınağın bugün yalnızca temelinden izler görülebilir. Bunun kuzeyinde 5.78x6.90 metre ölçüsünde Korinth düzeninde küçük bir kutsal alan vardır. II. Attalos Stoası’nın solunda yer alan yapı, Korinth düzeninde 9.50x10.85 metre ölçüsünde bir tapınaktır. Daha ileride Geç Roma Dönemi’ne ait 6.70x7.20 metre ölçülerinde küçük bir Korinth Tapınağı yer almakta olup, önünde merdivenler bulunur.  İyi durumdaki bir başka yapı “Kurucunun Evi” adıyla bilinmektedir. Roma villası özellikleri yansıtan yapı; düzgün kesme taşlardan oldukça özenli bir işçilikle inşa edilmiştir. Evin ana giriş kapısı batı cephedendir. Giriş kapısı günümüzde 5-6 metre yüksekliğe kadar ayaktadır. Kapının sol dayanak taşındaki yazıtta yapının “Kent Kurucusu Besas’ın Konağı” olduğu belirtilmektedir. Heroon yapısı; Termessos Agorası’nın güneydoğu köşesindeki doğal kaya kütlesinin işlenmesi ile oluşturulmuştur.

Termessos aynı zamanda çok geniş mezarlık alanlarına sahiptir. Mezarlarının çeşitliliği ve bezemeleri oldukça zengindir. Sütunlu Cadde’nin doğusunda Nekropol alanı içerisinde yer alan ve üzerinde atlı süvari ile kartal kabartması bulunan klineli kaya mezarının Alketas isimli bir komutana ait olduğu bilinmektedir. Anıtsal mezarların yanında çok sayıda savaşçılıklarını betimleyen kalkan motifli lahit,  mezarlık alanında oldukça geniş bir yer kaplar. Ayrıca Termessos, çeşitli yerlerde halen görülebilen birçok sarnıca sahiptir.